Kayıtlar

Aralık, 2023 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

SANATA DAİR

  İnsan olmamız sebebiyle, istediğimiz en büyük şey anlaşılmaktır sanırım. Anlamak ve anlaşılmak bizleri hayatta tutar. Bilmeyi ve bilinmeyi isteriz fıtraten. Baktığımız, duyduğumuz şeylerden etkileniriz. Etkilenmemiz yetmez bunu anlatma gereği duyarız. Duygu ve hislerin çok çeşitli araçlarla anlatılma yöntemi vardır. Bu anlatma ihtiyacını farklı kanallar vasıtasıyla etrafa yayarız, diğer insanlara ulaştırırız. Kimi şarkı söyler, kimi dans eder, kimi yazar, kimi resim çizer… Gördüklerimizi ölümsüzleştirmeye çalışırız. Duygularımız, hislerimiz soyut   bir yapıdayken artık nesneleşmiş olur. Anlatmak istediklerimiz, bu araçlarla nesneleşir, gerçek olur. Sanat deyince estetik ve şuuru unutmamak gerekir. Güzelliğe dair bir “var olma çabası” vardır estetiğin. Estetik, eserin sunumunda güzele dair olanı ön plana çıkarır. Şuurla ise bilinçli olmayı kastederiz. Bilinç, yaptığımız eserde bir amaç bir kasıt ortaya koyar. Sanatçı, neyi anlattığını bilir çünkü vermek istediği bir mesajı ...

EMEK VE ÇALIŞMANIN KARŞILIKSIZ KALMAYACAĞI

  Allah CC " illa ma saa ( Bilsin ki, insan için kendi çalışmasından başka bir şey yoktur. ) " diye buyurmasıyla çalışmanın ne kadar önemli olduğunu söylemiştir. Bu dindarlığa bakmıyor. S ay etmek,  çalışmaktan ibarettir. Rahman olan Allah, isminin tecellisiyle kendine inanan ve inanmayan herkese çalışmalarının karşılığını vereceğini belirtir. Bazı çalışmaların karşılığı dünyada alınmaz. Bunları boşa harcanan çaba olarak görmemek gerekir. Allah, ahirette mükafatlandıracak demektir. Tabi dünyevi çalışmalardan bahsediyoruz. Çünkü dünya mükafat, ödül, harcama yeri değil çalışıp toplama yeridir. Uhrevi, dini çabaların karşılığını dünyada istemek dinen hoş karşılanmamıştır. Uhrevi işlerin karşılığı yine uhrevidir.

ÖLÜMDEN MEKTUP

  -Tık, Tık, Tık! +Kim o? -Ben postacı. Mektubunuz var! +Kimden? -Ölümden... Sevgili Okuyucu, Bakıyorum da tedirginsin ve benden korkuyor gibisin. Tavırların bana bir problem olduğunu söylüyor. Bir keresinde yakınlarından, çok sevdiğin birine uğramıştım orada karşılaştık seninle. Çok durmadım, çünkü sana gelmemiştim. Seni orada tanıdım. Nasıl olsa sana geleceğimi bildiğin için hiçbir şey yapmayarak beni beklemeye başlamışsın. Bu mektubu sana “böyle hayat geçmez” demek için yazdım. Ben senin için sadece zamanın bittiğini haber veren kişiyim. Ben senin yanına bir kere geleceğim ve o saatten sonra sen ne kadar yalvarsan da görevimi yapmadan yanından ayrılmayacağım. Onun için senin şu anda yapman gereken şey benden korkup hayattan kaçmak olmasın. Aksine ardında bırakacağın güzel şeyler edin kendine. Senden sonra senin için “iyi biriydi” diyebilsinler mesela. En azından kötü anılmamaya çalış. Böyle bir sonla hikayeni tamamlamak istiyorsan, çok da hırslı gözükmesen bile, hayata tutun....

KÖTÜLÜK PROBLEMİ HAKKINDA

           Mecnun bugün geç uyandı. Sınavlarını hatırlayarak aniden kalktı. Korona belası hala bitmemiş bunun üstüne yaz okuluna kalmanın problemleriyle uğraşıyordu. Üniversitenin ilk yılı olmasına rağmen İzmire ve üniversiteye alışamamıştı. Zaten dekanlığın kesin kararıyla kopya çekildiği için dersler de online işlenmiyordu. Mecnun çok oyalanmadan dışarı çıktı. Temmuz ayında hava yine çok sıcaktı. Yolda giderken motorların çok hız yaptığını fark etti. Hatta bir motor, az kalsın kendisine çarpıyordu. İçlerinde sevdiği kızın da bulunduğu arkadaşlarının evine vardı. Ertesi gün din felsefesi final sınavları vardı ve ders çalışmaları gerekiyordu. Eve gitti ve derse başladılar. Ara verdiklerinde takvim dikkatini çekti. 30 Ekim 2020 saat 2’ye çeyrek var. Saate bakarken birden bire sallantı hissetti. Deprem oluyordu! Çok heyecanlandı ve saklanmaya çalıştı. Bir enkaz altında kaldı. Aradan   2 saat geçti ama çok susamıştı. Uzaktan bir yerden yaşlı bir adamın se...