SANATA DAİR
İnsan olmamız sebebiyle, istediğimiz en büyük şey anlaşılmaktır sanırım. Anlamak ve anlaşılmak bizleri hayatta tutar. Bilmeyi ve bilinmeyi isteriz fıtraten. Baktığımız, duyduğumuz şeylerden etkileniriz. Etkilenmemiz yetmez bunu anlatma gereği duyarız. Duygu ve hislerin çok çeşitli araçlarla anlatılma yöntemi vardır. Bu anlatma ihtiyacını farklı kanallar vasıtasıyla etrafa yayarız, diğer insanlara ulaştırırız. Kimi şarkı söyler, kimi dans eder, kimi yazar, kimi resim çizer… Gördüklerimizi ölümsüzleştirmeye çalışırız. Duygularımız, hislerimiz soyut bir yapıdayken artık nesneleşmiş olur. Anlatmak istediklerimiz, bu araçlarla nesneleşir, gerçek olur. Sanat deyince estetik ve şuuru unutmamak gerekir. Güzelliğe dair bir “var olma çabası” vardır estetiğin. Estetik, eserin sunumunda güzele dair olanı ön plana çıkarır. Şuurla ise bilinçli olmayı kastederiz. Bilinç, yaptığımız eserde bir amaç bir kasıt ortaya koyar. Sanatçı, neyi anlattığını bilir çünkü vermek istediği bir mesajı ...